İçindekiler:

15 Aralık 2025
Sayı: KB 2025/15

Zorlu bir mücadele yılına hazırlanalım!
Saray-Şimşek sefalet bütçesi
Hanedanlık, çöküş korkusu ve histeri
Mehmet Uçum'un "sol tartışması".
"Sosyalizm Yeniden" konferansı üzerine.
Rejimin "suça teşvik" politikası
Erdoğan-Zelenski buluşması sönük geçti
Tutuklanan öğrenciler serbest bırakılsın!
Vahşi kapitalizmin kâr hırsı ve doğa talanı
Asgari ücret açıklamaları ve eylemleri
İşten atmalar yasaklansın!
Anarşizmi yeniden keşfetmek!
Direniş destanı: Birinci İntifada
Cihatçı terör kıskacında Suriye
AB'nin "barış" zirvesi.
"Ulusal Güvenlik Stratejisi" belgesi
ABD'nin yayılmacı hamlesi
G20 Zirvesi'nden yansıyanlar
Basel'de Ekim Devrimi ve parti etkinliği
İEKK Türkiye Meclisi sonuçları
Kadınlar mücadeleyi büyütüyor.
19 Aralık direnişi 25. yılında!
Bu sayının PDF formatını download etmek için tıklayın

 

 

Cihatçı terör kıskacında Suriye

E. Bahri

 

Suriye’deki cihatçı terör rejiminin başını çeken HTŞ (Heyet Tahrir el-Şam), 8 Aralık Pazartesi günü “zaferin” birinci yılını kutladı. Başkent Şam’ın yanı sıra Hama, Humus, İdlib gibi HTŞ’nin destek bulduğu kentler başta olmak üzere birçok yerde gösteriler yapıldı. Emperyalist/siyonist güçler, Türkiye ve körfez şeyhlerinin “gözdesi” haline gelen Ebu Muhammed el Colani (Ahmed Şara diye pazarlanıyor), Şam’daki Emevi camisinde “zafer” üzerine nutuk attı. Utanmadan cehenneme çevirdikleri ülke için pembe tablolar çizdi ve Suriyelilerin kendisine biat etmelerini istedi.

Eski IŞİD şeflerinden Colani, “yeniden inşa”, “adalet ve hesap verebilirlik”, “ulusal birlik ve barış”, “egemenlik ve toprak bütünlüğü” ve “seçimler” başlıkları altında vaatler sıralayıp, iddialı sözler etti. Oysa HTŞ’nin emperyalist/siyonist güçler ve AKP-MHP rejimi tarafından iktidara taşınmasının üzerinden geçen bir yılda ortaya koyduğu icraatlar, çizilen tablonun baştan sona sahte olduğunu açıkça gösteriyor. 

Suriye’de yeniden inşa bir yana, on binlerce kişi bir kez daha yerinden yurdundan edildi. İliklerine kadar ırkçı ve mezhepçi olan HTŞ rejimi, başta Aleviler olmak üzere Şiileri, Hristiyanları, Dürzileri ve diğer halklardan on binlerce insanı zorla göçe sürükledi. Bazı yerleşim yerlerinde açıkça etnik temizlik uygulandı. Cihatçı zihniyet açısından “makbul olmayanlar” kategorisinde görülenlerin evlerine, işyerlerine, mallarına ve mülklerine el konuldu. Sokaklara salınan cihatçı katil sürüleri terör estirdi, bu terör hâlen de devam ediyor.

Alevi katliamı, 6 Mart’ta başlayan ve yaklaşık bir hafta süren bir soykırıma dönüştürüldü. Ayrım gözetmeksizin binlerce kişi katledildi. İnsan hakları örgütleri, 17 bin kişinin hâlen kayıp olduğunu ifade ediyor. Ardından cinayetler, sistematik fakat kontrollü bir biçimde sürdürülmeye devam etti. Çocuklar ve kadınlar kaçırıldı, tecavüze ve işkenceye maruz bırakıldı. Ancak Colani’nin sözünü ettiği “adalet ve hesap verebilirlik” hiçbir yerde görülmedi. Göstermelik sınırlar içinde dahi kimseden hesap sorulmadı. Katiller ve tecavüzcüler, “resmi devlet görevlisi” sıfatıyla görevlerine devam ediyor.

Colani, büyük bir pişkinlikle “ulusal birlik ve barış” söylemini dillendiriyor. Oysa Suriye, tarihinin hiçbir döneminde bu kadar parçalanmış olmadı. Bu tablonun sorumlusu, Colani’nin başında bulunduğu cihatçı terör rejimidir. Çünkü cihatçı zihniyet, kendisine biat etmeyeni düşman olarak görüyor. Soykırım ve katliamlar sürerken utanmazca barıştan söz ediliyor. Suriye İnsan Hakları Gözlemevi’ne göre, son 11 ayda öldürülenlerin sayısı 12 bine yaklaştı. Ancak bu rakamlar sadece tespit edilip kayda geçen vakaları kapsıyor. Dolayısıyla ortada “ulusal birlik” ya da “barış” adına hiçbir gerçeklik bulunmuyor.

Colani’nin “egemenlik ve toprak bütünlüğü” üzerine ettiği laflar ise tüm Suriyelerle alay etmek anlamına geliyor. Zira HTŞ rejimi başa getirildiği anda İsrail’in saldırıları başladı. Ülkenin dört bir yanındaki eski Suriye ordusuna ait bütün askeri üsleri imha eden işgalci İsrail ordusu, Şam’ın 16 kilometre yakınında askeri yığınak yaptı. Golan tepelerini, Kunaytıra’yı, Şeyh dağını işgal eden İsrail’in, Yahudi yerleşimcileri Suriye topraklarına taşımaya başladığına dair haberler de var. 

Tüm bunlara rağmen cihatçı terör rejimi İsrail’e bir taş bile atmadığı gibi, soykırımcı siyonistlere ne büyük hizmetlerde bulunduğunu tekrarlayıp durdu. Filistin direniş hareketlerine Suriye’de yaşama hakkı tanımayan HTŞ, Lübnan direnişinin ikmal yollarını keserek, İsrail’e yaptığı hizmetleri sık sık hatırlattı. İsrail işgalini izlemekle yetinen HTŞ rejimi, halkları katletmeye öncelik verdi. Nitekim Aleviler, Dürziler, Kürtler ve Arapların önemli bir bölümü haklı olarak bu soykırımcı rejimin egemenliği altında yaşamak istemiyor. Colani ise bir yanda ABD-İsrail, bir yanda Ankara’daki Saray rejimi, öte yandan Suudi Arabistan’ı memnun etmek için takla atıp duruyor. Yani ortada ne egemenlik nede toprak bütünlüğü diye bir şey var. Cihatçı rejim yıkılmadığı sürece kimse olmasını da beklemiyor. 

Seçimler konusu ise tam bir maskaralık. Colani’yi “cumhurbaşkanı” seçenler, cihatçı katillerin şeflerinden oluşan bir güruhtur. HTŞ rejiminde Suriye halklarını umursayan yok. Kaldı ki cihatçı terör zihniyeti ile gerçek seçimlerin yan yana gelmesi imkansız. Nitekim Colani, daha önce “dört yıl sonra ‘belki’ seçim olur” demişti. Buna rağmen nutuk atarken seçimlerden söz etmesi, HTŞ rejimini himaye eden emperyalistlerin isteğidir. Bu tür söylemleri kullanan IŞİD artıklarının güya “değiştiği” algısı yaratılmak isteniyor. 

Görüldüğü üzere Colani’nin vaatleri tamamen sahte ve Suriye gerçekliğinin tam zıddını anlatıyor. Nitekim HTŞ şefleri dışında sadece Tayyip Erdoğan Şam’daki vahşi rejimin “zaferi” konusunda zırva kabilinden laflar etti. Suriye cehennemini yok sayan Erdoğan, sık sık yaptığı gibi tiksinti verici yalanları sıralayarak, cihatçı katilleri “zafer kazanmış özgürlük savaşçıları” diye allayıp-pullamaya çalıştı. 

***  

Colani’nin temsil ettiği IŞİD-El Kaide artığı örgütler ve onların medyadaki tetikçileri, Suriye’de devrim yaptıklarını söylüyor. Oysa bu örgütler vahşetlerini 2011’den 2024’de kadar yüzlerce kez sergilediler. Yaptıklarını kayıt altına alıp sosyal medyada “iftiharla” yayınladılar. Her icraatlarıyla tarihin gördüğü en iğrenç en vahşi çetelerden biri olduklarını kanıtladılar. Her zaman yaptıklarıyla övündüler. Nitekim onları besleyip silahlandıran ABD ile suç ortakları bile, HTŞ dahil bu IŞİD artıklarını terör örgütleri listesine almak zorunda kaldı. 

IŞİD ve türevlerini imal eden ABD emperyalizmi ile suç ortaklarının gerçek yüzü, cihatçı terörün vahşetlerinde açıkça görüldü ve hâlâ görülüyor. Suriye’de hedeflerine ulaşıldığında, CIA ve İngiliz istihbaratı mensupları Colani’yi kendilerinin yetiştirdiğini övünçle anlattı. Dolayısıyla tablo ayan beyan ortadadır: HTŞ ve diğer IŞİD artıkları, parasını Körfez şeyhlerinin ödediği, pis işlerini Türkiye’nin üstlendiği kanlı bir emperyalist/siyonist operasyonla Suriye’de iktidara taşındı. Asıl hedef, Suriye’yi ABD–İsrail karşıtı cepheden koparmak ve emperyalist/siyonist barbarlığın cirit attığı bir alana dönüştürmekti, bu hedef 8 Aralık 2024’te hayata geçirildi. HTŞ ve diğer IŞİD artıkları ise bu kanlı oyunda amaca ulaşmak için kullanılan figüranlardan ibarettir.

Binyamin Netanyahu’nun başında bulunduğu dinci-faşist İsrail hükümeti Gazze’de soykırım yaparken HTŞ’nin Suriye’de başa getirilmesi, emperyalist güçlerin Orta Doğu halklarına reva gördükleri “yönetim modelini” netleştirdi: Netanyahu-Colani modeli. Vahşette sınır tanımayan bu ikili, halihazırda “uygar batı” medeniyetinin gözde temsilcileridir. Kapitalist/emperyalizmin “Netanyahu-Colani modeli” dışında halklara sunabileceği bir şey yoktur. Orta Doğu halklarının içine hapsedildiği bu barbarlık kıskacından kurtulabilmesinin yolu ise, emperyalizme, kapitalizme, siyonizme ve her türden gericiliğe karşı birleşik, devrimci bir direniş hattı örmekten geçiyor. İnsan onuruna yakışır şekilde, kardeşçe yaşayabilmelerinin bundan başka yolu yoktur.