İçindekiler:

15 Aralık 2025
Sayı: KB 2025/15

Zorlu bir mücadele yılına hazırlanalım!
Saray-Şimşek sefalet bütçesi
Hanedanlık, çöküş korkusu ve histeri
Mehmet Uçum'un "sol tartışması".
"Sosyalizm Yeniden" konferansı üzerine.
Rejimin "suça teşvik" politikası
Erdoğan-Zelenski buluşması sönük geçti
Tutuklanan öğrenciler serbest bırakılsın!
Vahşi kapitalizmin kâr hırsı ve doğa talanı
Asgari ücret açıklamaları ve eylemleri
İşten atmalar yasaklansın!
Anarşizmi yeniden keşfetmek!
Direniş destanı: Birinci İntifada
Cihatçı terör kıskacında Suriye
AB'nin "barış" zirvesi.
"Ulusal Güvenlik Stratejisi" belgesi
ABD'nin yayılmacı hamlesi
G20 Zirvesi'nden yansıyanlar
Basel'de Ekim Devrimi ve parti etkinliği
İEKK Türkiye Meclisi sonuçları
Kadınlar mücadeleyi büyütüyor.
19 Aralık direnişi 25. yılında!
Bu sayının PDF formatını download etmek için tıklayın

 

 

İşten atmalar yasaklansın, krizin faturasını kapitalistler ödesin!

 

DEM partili Diyarbakır Büyükşehir ve diğer belediyelerde çalışan yaklaşık 1000 işçi işten çıkarıldı. Genel-İş sendikasının açıklamasına göre, en fazla işçi çıkarımı 381 kişiyle Büyükşehir Belediyesi’nde gerçekleşti. Bağlar Belediyesi’nde 263, Kayapınar’da 174, Yenişehir’de 73, Sur’da 60, Ergani’de 26, Lice’de 8, Silvan’da 2 ve Bismil’de 13 işçi hiçbir gerekçe gösterilmeden işinden, ekmeğinden edildi. CHP’li Şişli Belediyesi’nde ise 9 işçi işten çıkarıldı. İzmir Büyükşehir Belediyesi şirketlerinden İZFAŞ’ta 40 işçinin iş akdi feshedildi. 

Özel Okmeydanı Hastanesi’nde sağlık çalışanları, binanın depreme dayanıklı olmadığı iddiasıyla ücretsiz izne çıkarıldıktan sonra işten atıldılar. Öte yandan, Tekstil işkolunda da bir süreden beri kapitalistler daha ucuz işçilik için Mısır gibi ülkelere yöneliyor. Bu nedenle de 120 bine yakın işçi, ihbar ve kıdem tazminatları bile ödenmeden işten atıldı.  

İşten çıkarmalar, “ekonomik kriz ve mali bütçenin yetersizliği” gerekçesine dayandırılıyor. Her krizde olduğu gibi fatura yine işçilere kesiliyor. Ülkenin dört bir yanında işten çıkarmalar, ücretsiz izin dayatmaları, toplu işçi kıyımları yapılıyor. Kapitalistler fabrikaları kapatıyor, üretimi daha ucuz iş gücü buldukları Mısır, Fas vb. ülkelere taşıyor. Kimi fabrikalarda ise bazı bölümler kapatılıyor. 

Krizden kazançlı çıkanlar kapitalistlerdir. Tuzu kuruların hesap bilançoları, elde ettikleri devasa kârları gösteriyor. Kriz kapitalistler için yeni fırsatların kapısını aralıyor. Kapitalistler, ekonomik kriz yokken işçilere “hepimiz aynı gemideyiz” demiyor, yine kölece çalıştırıyorlar. Kriz ortamında ise faturayı zaten açlık sınırının altında kalan ücretlerle çalışan işçilere ödetiyorlar. İşten atmalara karşı direnen işçilere ise AKP-MHP rejiminin kolluk kuvvetleri saldırıyor.  

Ekonomik krizin faturasını işçi ve emekçilere ödetmek isteyen kapitalistler sömürü koşullarını yoğunlaştırırken, işçi kıyımında sınır tanımıyorlar, işsizliği büyütüyorlar. İş gücü maliyetini düşürmek için her gün daha fazla işçiyi işsizlik kuyusuna atıyorlar. İşsizler ordusu her geçen gün büyüyor. 

İşsizlik silahını, işçileri kölelik koşullarında çalışmaya “razı” etmek için kullanıyorlar. Açlık ve yoksulluğu, ekonomik ve sosyal yıkımı derinleştiriyorlar. Kârlarını büyütmek, krizin ağır faturasını işçi sınıfının sırtına yıkmak isteyen kapitalistler düşük ücretle, daha az işçiyle, daha fazla üretim yapmak için her yola başvuruyorlar. Saray rejiminin açlık sınırının altına çektiği asgari ücreti “ortalama ücret” haline getirmesini yeterli bulmuyor, “bölgesel asgari ücret” uygulamasını talep ediyorlar. 

Kriz nedeniyle işsizlik, yoksulluk, sefalet, enflasyon artıyor. Reel maaş ve ücretler eriyor. Gözlerini daha fazla kâr hırsı bürüyen sermaye kodamanları, mücadelenin de zayıf olmasını fırsat bilerek işçileri daha fazla sömürüyor, daha düşük ücretlerle daha çok çalıştırıyorlar. AKP-MHP iktidarıyla kol kola girerek krizin tüm yükünü işçi ve emekçilere yıkıyorlar. 

Bu saldırısının en büyük ayaklarından biri de işten çıkarmalardır. Daha az işçi çalıştırmak, bunun için işçi çıkarmak kapitalizmin, kapitalistlerin olmazsa olmazlarından biridir. İşten çıkarma tehdidini kullanarak işçileri daha düşük ücretle çalışmaya da zorluyor.  

AKP iktidarı ekonominin büyümesiyle övünüyor. Milli gelirin artışına dair rakamlar sıralıyor. Yaldızlı büyüme masalları, emekçilerin derinleşen yoksulluk ve sefaletini örtmeye yetmiyor. Büyüyen ekonomik ve sosyal yıkım gerçeğini her gün yaşayan işçi ve emekçiler “ekonomi büyüyor, milli gelir artıyor” yalanlarına inanmıyor. Zira sözü edilen “büyüme” tam da emekçilerin sefaletinin daha da derinleştirilmesi sayesinde mümkün oluyor. Birileri saraylarında sefahat sürsün, kapitalistler daha çok kâr etsin diye, milyonlar sefalete sürükleniyor. İşte AKP-MHP rejiminin “büyüme” diye pazarladığı şey budur. 

***

Kapitalistler toplu işçi kıyımlarını kârlarını korumak ve büyütmek için yapıyorlar. Bir yandan işsizlik sopasını sallıyor, öte yandan ekonomik ve sosyal hakları tırpanlıyorlar. Güvencesiz çalışma koşullarını ağırlaştıran bir politika izliyorlar. Tüm bunları yapan kan emici kapitalistler Saray iktidarından tam destek alıyorlar. 

Çalışma hakkı ve iş güvencesi her işçinin en doğal hakkıdır. Egemenler bu hakkı ortadan kaldırmak için savaş açtılar. O halde kapitalistlere ve onların hizmetkarı AKP-MHP iktidarına karşı örgütlü/meşru mücadeleyi yükseltmek de her işçinin temel görevlerinden biri olmalıdır. Zira işçiler mücadele etmediği sürece hem ekonomik krizin ağır yükü altında ezilir hem işten atılır hem de insan onuruna aykırı koşullara mahkum edilirler. 

İşçi sınıfı işten atma saldırılarına karşı fabrikalarda ve işyerlerinde direnişe geçmeli, mücadeleyi büyütmelidir. İşçi ve emekçiler krizin faturasını ödemeyi reddetmeli, faturayı kapitalistlere ödetmek için mücadele etmeli, temel talepleri etrafında en geniş birliğini örmeli ve topyekun direnişi yükseltmelidir.   

H. Yağmur