Trump’ın İran politikası: Geri adım mı, yeni hamle mi?
ABD Başkanı Donald Trump, İran’a dönük savaş politikasında son günlerde belirgin “zikzaklar” çiziyor. Bir yandan askeri operasyonların “hedefe ulaştığını” söyleyerek geri çekilme sinyali veren Trump, diğer yandan bölgeye yeni askeri sevkiyatlar yaparak gerilimi tırmandıran adımlar atıyor. Bu çelişkili tablo, Washington’un net bir stratejiye sahip olup olmadığı sorusunu yeniden gündeme getiriyor.
Trump, Truth Social üzerinden yaptığı açıklamada ABD’nin “askeri çabalarını azaltmayı değerlendirdiğini” söyledi. Açıklamalarında küstahça bir dil kullanan Trump, “İran’ın askeri kapasitesinin büyük ölçüde etkisiz hale getirildiğini” öne sürdü. Ancak savaş alanındaki gelişmeler, Trump’ın söylemlerini boşa düşürüyor. Zira İran’ın Hint Okyanusu’ndaki Diego Garcia askeri üssünü balistik füzelerle hedef alması, askeri kapasitesini henüz kullanmadığını gösterdi. Vurulan üssün 4 bin kilometre uzakta olması, İran’ın balistik füze menzilinin tahmin edilenden çok daha uzun olduğunu gösterdi.
ABD’nin Basra Körfezi’ne üç amfibi çıkarma gemisi ve yaklaşık 2 bin 500 deniz piyadesi göndermesi, olası bir kara operasyonu ihtimalini güçlendiriyor. Bu da İran’ın askeri kapasitesi ortadan kaldırıldı iddiasının, Trump’ın bilinen yalanlarından biri olduğunu gösteren bir başka kanıt. Axios’a konuşan kaynaklara göre Trump rejimi, petrol akışını kontrol etmek açısından stratejik öneme sahip olan Harg Adası’nı hedef almayı ciddi biçimde değerlendiriyor. Uluslararası anlaşmaları ayaklar altına alan bu saldırı hazırlığı, yalnızca askeri değil, aynı zamanda ekonomik ve diplomatik bir baskı aracı olarak tasarlansa da İran’a geri adım attırması beklenmiyor.
Trump, “cesaretsizlikle” suçladığı NATO üyesi Avrupa ülkelerinden Hürmüz Boğazı’nın güvenliği konusunda daha fazla sorumluluk almalarını istedi. Yaptığı çağrının hemen ardından ABD’nin bu bölgede “birincil sorumluluk üstlenmeyeceğini” söylemesi, Trump’ın tutarlılıktan yoksun olduğu kanısını güçlendiriyor.
En dikkat çekici adımlardan biri ise İran’a yönelik petrol yaptırımlarının kısmen gevşetilmesi oldu. ABD, halihazırda denizde bulunan İran petrolünün satışına izin vererek fiyat artışını baskılamayı hedefliyor. Bu karar, özellikle yükselen petrol fiyatlarından rahatsız olan Amerikan kamuoyunu yatıştırmaya yönelik bir hamle olarak da değerlendiriliyor.
Ancak bu adımın yalnızca İran’ı değil, Rusya’yı da dolaylı olarak rahatlattığı belirtiliyor. Daha önce Moskova’ya yönelik bazı yaptırımların da geçici olarak gevşetilmesi, ABD’nin enerji piyasalarını dengelemek adına jeopolitik rakiplerine alan açmak zorunda kaldığı yönünde yorumlara neden oluyor.
Savaş dördüncü haftasına girerken Trump yönetimi, bir yandan askeri başarıya ulaştığını söyleyerek geri çekilme mesajı veriyor, diğer yandan sahada ve ekonomide baskıyı artıracak araçları devreye sokuyor. Bu durum, Washington’daki gangsterler çetesinin İran’a saldırarak bir açmaza düştüğü ve bu bataklıktan çıkma konusunda net bir stratejiden yoksun olduğu izlenimini güçlendiriyor.
Açmazları derinleşen ABD’nin önümüzdeki süreçte geri adım atarak gerilimi düşürüp düşürmeyeceği ya da yeni bir cephe açıp açmayacağı daha da belirginleşecektir.
|